Polonya Hava Kuvvetleri F-16’larda da Yamyamlığa Başladı

Varşova paktı dağıldıktan sonra, eski Sovyet yapımı uçakların bakım ve idamesinde zorlanan ülkelerden birisi de Polonya olmuştu. Özellikle göreceli olarak en modern tayyare gücünü temsil eden MiG-29’lar hususunda sorun yaşadılar. Çünkü eski nesil uçakların üretim hatları uzun zamandır hizmette ve yedek parçaları bol yada bilindik olduğundan, daha kolay temin edilebiliyordu. Fakat henüz başlangıç aşamasında olan ve daha modern altyapısıyla üretimi daha zor ve karmaşık parçalar da barındıran jetlerin idamesiyse daha sorunluydu.

Bu dönemde birçok diğer hava kuvvetleri gibi Polonya da yamyamlık uygulaması yaptı. Havacılık jargonunda Cannibalism, elde uçar vaziyette uçak tutmak üzere filodaki bir kısım uçaklardan parça sökmeye başlamak ve bunları yedek parça deposu olarak kullanmaya denir. Daha sonra eski Doğu Almanya’dan kalan, çok kısıtlı modernizasyona uğramış MiG-29’ları da devralan Polonya, filosunu aktif tutmak adına uzun süredir çabalamaktadır. ABD F-16 uçaklarının satın alınması, MiG-29’lar üzerindeki yükü epeyce hafifletmişti. Fakat görünen odur ki, lojistik problemler ABD uçaklarında da kuvvetin yakasını bırakmamış görünüyor.

Mevcut MiG-29 filosunun bakım ve modernizasyonu hususunda zorlanan ülke, zaten Almanya’dan transfer edilenlerle birlikte kendi envanterindeki uçakların çoğunu da parça kaynağı olarak kullanarak tüketmişti. Bu hususta Rusya ve diğer ülkelerle olan gönülsüz temas süreçleri de sonuç üretemedi. Şimdiyse ellerindeki F-16 filosunun ancak %37’sini uçabilir durumda tutma, birçok uçağı kanibalize ederek yere mahkum etme hatta kanibalize ettikleri 2 uçağı envanterden düşürme iddiaları ile karşı karşıyalar. Hatta son zamanlarda hızlı biçimde kararı alınan F-35 alımı hususunun da, ülkenin mevcut durumunu kamufle edecek bir medya örtüsü olduğu noktasında yükselen iddialar mevcut.

Eski nesil uçaklarda, özellikle faydalı kullanım ömrünün sonlarında kanibalizasyon (yamyamlık) birçok hava kuvvetlerinde görülmektedir ve normal karşılanır. Bununla birlikte lojistik sorunlar veya yönetimsel sorunlar da buna yol açabilir. Örneğin Güney Kore yepyeni F-15’lerden oluşan filolarını kurduğunda, ilk birkaç sene uçağın lojistiğine alışmakta zorlanmış ve bir kısmını kanibalize etmişti. Daha sonra bu uçakları tekrar ayağa kaldırdılar ve şu anda filolarını verimli biçimde kullanabiliyorlar.

Modern askeri havacılığın geneli gibi, bu hususlar da oldukça karışıktır ve ülkelerin ve sistemlerinin gerçekten incelenmesi, ders çıkarılması gerekir. Ayrıca kimyanın uyumluluğu gibi tahmin edilmesi güç ve değişken faktörler de vardır. Örneğin çok uluslu ve dağınık yapıda dizayn edilen EuroFighter Typhoon kullanıcılarından Almanya’nın harbe hazırlık oranı düşükken, İngiltere’nin uçaklarının harbe hazırlığı çok daha yüksektir. Tayvan sahip olduğu Mirage-2000-5 uçaklarında hedeflediği harbe hazırlık oranına ulaşamaz ve bakımlarında zorlanırken, Hindistan aynı uçakları rekor sayılabilecek bir başarıyla uçurabilmektedir.

F-16 gibi huyu suyu gayet iyi bilinen ve lojistik tedarik zinciri de oturmuş bir uçakta bu sorunları yaşayan Polonya Hava Kuvvetlerinin, yönetimsel bir krizle karşı karşıya olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. Netice itibariyle ellerindeki pilotların sivil sektöre yoğun kaçışı da bu hususta ipucu vermektedir. Bu durumun alınacak F-35’leri nasıl etkileyeceğini takip etmekte fayda vardır.

Yazar: Aybars Meriç

Kaynak: https://wiadomosci.onet.pl/tylko-w-onecie/polskie-mysliwce-f-16-interpelacja-po-tekstach-onetu/t2h12ss?utm_source=kloch4.livejournal.com_viasg_wiadomosci&utm_medium=referal&utm_campaign=leo_automatic&srcc=ucs&utm_v=2

Kaynak 2: https://www.c4defence.com/Gundem/polonyanin-lojistik-cikmazi/9315/1